18 Ocak 2011 Salı

Blues Nedir?

05.11.2002 (Blues Nedir?)

Günümüz popüler müziğine yön veren tarzların gelişimi de oldukça ilginçtir. Günümüz popüler müziğinin temelleri 1800'lerin sonunda Amerika' da atılmıştır.

Bundan önce sadece Klasik müzik vardır. Ve o hem sanat hem de popülerdir.

Bunun dışında yöresel müzik türleri de vardır elbette ancak, dünya üzerinde hakim medeniyet Avrupa olduğundan, kabul gören müzik türü Klasik Müzik olagelmiştir.

Bilindiği Gibi Amerika pek çok kültürün karışımından oluşur. Ancak bu karışımın müzik üzerindeki etkileri pek homojen değildir. Zira Amerikan müziğinde zencilerin etkisi en üst düzeydedir.

Zenci müziğinin gelişimini anlamak popüler dünya müziğini anlamak için çok önemli olduğundan bu konuya değinmek faydalı olacaktır.

1800'lerin başında köle ticareti oldukça yaygındır, ve Avrupalılar, Afrika' dan topladıkları zencileri, önce Avrupa'ya oradan da Amerika'ya götürüp satmaktadırlar.

Zenciler son varış noktaları olan Amerika'ya gelmeden önce, Portekiz, İspanya, Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerine götürülmüşlerdir. Dolayısıyla buralardaki kültürden etkilenmişlerdir.
Örneğin Gitarla tanışmalarının bu zamanlarda olduğu sanılmaktadır. Bilindiği gibi, kölelik insan vasfına uygun olmayan bir durumdur.
Ve zenciler tüm dünyada senelerce bu sıfatla kullanılmış. İnsanlık dışı muamelelere maruz kalmışlardır. Fakat Beyazların tutumu bu konuda senelerce değişmemiş, hatta zencilerin insan olup olmadıkları dahi tartışılmıştır.
Zencilerin genetik özellikleri bir yana dursun, müziğe olan yakınlıkları işte bu kölelik dönemine bağlıdır.

Köleliğin sona ermiş olmasına rağmen günümüzde dahi hala 2. Sınıf insan muamelesi görmemeleri düşündürücüdür.
Zenciler hala çalışmakta zorlanmakta, kimi ibadethanelere girememekte, kimi okullarda okuyamamakta ve hatta kimi mahallelerde gezememektedir.
Günümüzde bile bu koşullar var iken, 1700'lerde zenci toplumunun müzikten başka yapacak bir işi olamayacağı açıkça görülmektedir. O dönemlerde kendilerine ayrılan kümes, ahır, tavan arası vb. yerlerde, çektikleri acıyı dışa vurmak için müzik yolunu seçmişlerdir. İlk zamanlarda kapılara vurarak ritim tutmuş, sonraları harmonika ve gitarla tanışmışlardır.

Zencilerin Hıristiyanlaşmadan önceki dönemde yaptıkları müziğe DELTA BLUES, denir. Bu tür. Hiçbir ölçü, birim ve nota kullanmaksızın, ağıt şeklinde icra edilmiştir.

Amerikan iç savaşından sonra zenciler kimi eyaletlerde özgür olmuşlar, ve diledikleri işi yapabilme fırsatı bulmuşlardır. Fakat dediğimiz gibi müzik ve bahçe işleri dışında yapabilecekleri hiçbir iş yoktur. Özgür zenciler Hıristiyanlaşmanın da etkisiyle artık acılarını Tanrıya yakarmaya başlamışlardır. Zenci vokal gurupları kendi kiliselerinde şarkılar söyleyip, Tanrıya yakarmışlardır. İşte bu tarza da GOSPEL denir.

Gospel, Delta Blues gibi ölçüsüz değildir. Zira söylenen şarkılar aslında İncil' den alınma dualardır. Şiir niteliğindedir ve ölçüleri vardır. Bunun yanında zenci müziğine has armoni yapıları kullanılır.
Gospel sonrasında zenciler enstrümanlarla tanışmaya başlamıştır. Beyazların kullandıkları enstrümanları kullanarak, Gospel tarzını, sadece ibadet değil, eğlence müziği de olarak kullanmak istemişlerdir. Ve bunun neticesinde BLUES ortaya çıkmıştır.
Fakat buradan Blues müziğinin 1700'lerin sonunda ortaya çıktığı sonucuna varılamaz. Zira 1300'lerden beri köle ticareti vardır. Ve zenciler bu zamandan beri çeşitli formlarda Blues yapmışlardır.

Buradan çıkarılacak en doğru sonuç. Blues' un zencilerin Müziği olduğu, ve bu müziği kullanarak acılarını dile getirdikleridir.

Blues müziğin entelektüel bir müzik olması beklenemez. Günümüzde dahi Blues müzisyenleri ilkokulu zor bitirebilmektedir. Zira zenci karşıtlığı hala, gizliden gizliye sürmektedir. Ve zenciler en eğitimsiz ırk olmak durumundadır.

Dolayısıyla Blues, müziğin matematiksel kavramlarıyla, bilinçli olarak uğraşılmayan bir tarzdır. Ancak incelenecek olursa bir matematiğinin varlığından söz edilebilir. Blues müzik bir dönem sonra Amerika'da en etkin müzik haline gelmiştir. Bu arada beyazlar Blues'a çok benzeyen bir tarz geliştirmişlerdir. Bu tarz Avrupa halk müzikleri ve Blues sentezidir. Armoni yapısı, ölçü kalıpları Blues' la neredeyse aynıdır. Bu tarza ise COUNTRY denmiştir.

Country beyazların' da zenciler gibi müzik yapabileceği düşüncesini yaratmak üzereyken. Zenciler klasik müzik enstrümanlarıyla tanışmış ve kısmen entelektüel bir tarza imza atmışlar. JAZZ...

Jazz hakkında söylenecek aslında çok şey vardır. Ancak söylenmesi gereken ilk şey günümüz müzik dünyasında Jazz hakkında hiçbir şey bilinmediğidir. Oldukça iddialı görünen bu cümle Amerikan Jazz ustalarının ortak yargısıdır. Onlara göre Jazz' ın bir metodu yoktur. Ve kesinlikle kalıplara sokulamaz. Bunun yanında Jazz matematik değil, his müziğidir.

"Hissedilmeyen hiçbir şey Jazz olamaz, Jazz Olmayan hiçbir şey gerçek değildir, eğer gerçek değilse, müzik de değildir." Demiştir BB King...

Günümüzde yapılan ve adına Jazz denilen müziklere bakıldığında ise tamamen matematiksel figürlere dayalı, hissetmeye zaman kalmayacak kadar karmaşık, olabildiğince kalıplara sokulmuş türler görülebilir. Ancak buradan Jazz' ın hiçbir matematiğe dayanmadığı sonucu çıkarılamaz. Elbette matematiksel teorileri vardır. Önemli olan Jazz'ın ana fikridir. O da Acı ve protestodur. Bu da matematikle ifade edilesi bir şey değildir. Jazz bir süre en popüler tarz olarak kalmış fakat devrimin tokadından nasibini almıştır. Devrim ise Elekrik Gitar olarak nitelenir. 1900'lerde elektrik gitarın bulunmasıyla, Electric Blues, ortaya cıkmıştır. Bu tarz hala etkindir.

1940'lardan sonra özgürleşme hareketlerinin artması, elektrik gitarın geliştirilmesi ve Blues' da yenileşme çalışmaları sonuç vermiş ve hem eğlenceli hem de protest bir tarz olan Rock'n'Roll ortaya çıkmıştır. Rock'n'Roll orkestraları Orkestra düzeni olarak Jazz Orkestralarına benzer. Ancak daha çok gitar üzerine müzik yaparlar. Armoni yapısında bir çok sentez vardır. Ancak %90 ağırlığı yine Blues yönündedir. Bilinen en büyük ustaları; Chuck Berry, Elvis Presley ve Jerry Lee Lewis dir. Rock'nRoll Amerikan tarihinde, siyasi olaylardan daha büyük izler taşır. Zira 1950'li yıllarda Amerika=Rock'n'Roll olarak bilinmekteydi. Hatta Avrupa da dahi Klasik Müziği tahtından eden ilk müzik olarak bilinir. Günümüzde icra edilen Tüm elektrik müziklerin atası olarak kabul edilir. Burada elektrik ve eletronik ayrımını yapmak gerekir. Elektrik gitarlar ve amplifikatörler kullanılarak yapılan müziklere, elektrik orkestra müziği, dijital cihazlar kullanılarak yapılan ve genelde orkestra düzeni olamayan müziklere de elektronik müzik denir. Akustik müzik ise Akustik enstrümanlar kullanarak yapılır. Geniş kitlelere ses duyurmak için amplifikatör kullanmak müziğin akustik yapısını değiştirmez.

1950'li yılların başka bir devrimi ise SWING' dir. Swing Rock'n'Roll ve Jazz karışımı bir müziktir. Metronomu Rock'n'Roll' dan dahi yüksektir. Jazz ile bağlantısı ise orkestra düzeni ve armoni yapısıdır. Dans müziği olarak bilinir. Hatta adına bir dans dahi geliştirilmiştir.

Swing 'in Türevlerinden olan JIVE' dan da burada bahsetmek doğru olur. Jive Swing' le hemen hemen aynıdır. Rock'n'Roll ile benzerliği daha fazladır. Ek olarak şundan bahsedilebilir. Swing, Jive, Boogie, Rock'n'Roll gibi müzikler birbirlerine çok benzerler. Küçük tavırlarla birbirinden ayrılırlar. Bu yüzden bu tarzlarla ilgilenenlerin bu müzikleri çok iyi bilmesi gerekir.

1960'lara gelindiğinde Blues türevleştirmeyi sürdürmekle birlikte varlığını korumuş ve Electric Blues, en yaygın tür haline gelmiştir. Türevleşmenin bu dönemdeki en önemli örneği, FUNK' dır. Funk daha çok Gospel' e benzer ancak daha modern bir tavrı vardır. Elektrik, akustik ve elektronik enstrümanlar bir arada kullanılır. Bu tarzı sadece elektrik enstrümanlarla yapanlarda olmuştur. Bu tarza ise Funky Blues denir.

1970'lerde Rock'n'roll türevleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlara genel olarak Hard Rock demek doğru olacaktır. Tamamen elektrik enstrümanlar ve zorlanmış, teknik tabiriyle Distortion amfilerle yapılan bir müziktir. Rock'n'roll' dan farklı olarak değişik armoni kalıpları kullanılmıştır. Tarzın bilinen ilk örnekleri, Led Zeppelin, Deep Purple, Jethro Tull, Van Halen ve Ac Dc, gösterilebilir.

70'ler SOUL müziğin de ilk örneklerinin görüldüğü dönemdir. Daha elektronik ve daha depresif bir Funk türevi olarak nitelendirilen Soul, sakin ve tek düze bir müziktir. Funk dan farkı bu özelliğinde ortaya çıkar. İcracılarında örnek vererek anlatacak olursak. James Brown Funk şarkıcısıdır ve parçaları yüksek metronomlu ve eğlencelidir. Al Green ise Soul müzisyenidir, ve eserleri oldukça yavaş ve duygusaldır. Daha sonra bu tarz Tekno gibi tarzlara kök oluşturmuştur.

80'ler ise artık bir çok tarzın eskitildiği, Klasiklerin geri plana çekilip, Rock ve Funk tarzı müziklere popüler olma şansı tanıdığı dönemdir. Bakılacak olursa Michael Jackson da, Metallica da bu dönemde dünya çapında popüler olmuşlardır. Ancak bu dönemin bir diğer özelliği Hip Hop Ve Rap tarzı müziklerin ortaya çıktığı dönem oluşudur. Rap, melodik vokalleri olamayan Blues dan başka bir şey değildir. Funk veya Soul olarak değerlendirilirse de Blues oluşlu değişmez.
80'lerden itibaren, teknolojik gelişmeler soğuk savaşın sona erişi, Dünya iletişiminin kolaylaşması vb. sebeplerden dolayı etkileşim artmış, müzikler bu dönemden sonra Blues kökenlerinde kayıplara uğramışlardır. Örneğin Heavy Metal ve diğer metal türevleri başta Rock'n'roll iken 90'larda oldukça farklılaşmışlardır. Ayrıca bu dönemden sonra çeşitli nedenlerden dolayı popüler istekler değişmiş ve artık deneysel müzikler dönemi açılmıştır. Klasik Anlamda Blues, Jazz, Country, Swing, Funk, Soul, Rock'n'Roll terk edilmiş. Ve popüler talepler doğrultusunda yeni arayışlara gidilmiştir. Ortaya konulan ve tarz olarak nitelenen yaklaşımların içinde ise 2 tanesi dünya müziğine yön vermiştir. Bunlar ALTERNATIVE ve RnB' dir. Her ikisi de Blues kökeninden geliyor olmasına rağmen. Farkları vardır. RnB (Ritym And Blues) hala zencilerin yaptığı bir müziktir, oysa Alternative zencilerin neredeyse hiç ilgilenmedikleri bir tarzdır. Ve Alternative müzik armoni yapıları oldukça farklıdır.
Tüm bunların yanında Punk müzikten de bahsetmek gerekir. Alternative tarzların 1.si olarak bilinir. Kendine has tavırları vardır. Yine RocK'n'Roll kökenine dayanır, ancak Klasikciler (Klasik Rock'n'Roll) tarafından kabul görmez. Günümüzde ise örnekleri yok denecek kadar azdır. Çoğunluğu Alternative' e kaymıştır.
Görüldüğü gibi günümüz küresel popüler müziği Blues kökleri taşımaktadır. Fakat Klasik anlamda ne jazz, ne Blues, Ne Rock'n'Roll, Ne Swing Ne de Diğer kök müzikler artık icra edilmemektedir.
Ancak son yıllarda, müzikte bir geri dönüş göze çarpmaktadır. Klasikleri icra eden orkestralar artmaya başlamış. Ve Klasik Tarzların yeni eserleri ortaya konulmaya başlamıştır.

DİKKAT!: Yukarıdaki metin telif haklarıyla korunmaktadır. Ancak, kaynak belirtilmek koşuluyla dileyen herkes bu metni ticari olmayan amaçları için kullanabilir.

Müzik Teknolojilerine Giriş

Müzik teknolojilerine giriş ve Müzikal yazılımlar derslerimizde grup kontenjanları açılmıştır.
Toplam 40 Kişilik kontenjandan faydalanmak için hemen kaydolun.
Program İçeriği:
  • Genel Müzik Teorisi
  • Temel Teknoloji bilgisi
  • Bilgi Sistemleri ve elektronik bilgisi
  • Temel Ses ve Kayıt teknolojileri
  • Ses arabirimleri (Alıcı, Kaydedici, Saklayıcı ve Yayıncılar)
  • Tonlama
  • Efekt, Synt bilgisi
  • Müzikal Yazılımlar (Bu Programda sadece Cubase ve Ableton Öğretilecektir.) 
Bu program özel olarak başlangıç seviyesinde bilgi almak isteyen amatörler için uygulanmaktadır. Ancak verilecek yazılım bilgisi profesyonel düzeydedir.
Acele edin fırsatı kaçırmayın.
Haftada 2 saat verilecek derslerin fiyatı bu kampanyaya özel 220 TL den 120 Tl ye indirilmiştir.
Sınıflar En Fazla 8 Kişiliktir. Programın toplam süresi 8 aydır. 8 Aylık programın tamamına katılma zorunluluğu yoktur. Dileyen dilediği zaman kursu bırakailir. Derslere katılırken hiçbir taahhüt veya ön ödeme istenmez. Ödemeler aylık yapılır.
Özel Dersler ve Diğer sertifika programları ile iligli biligiye ulaşmak için eğitim danışmanlarından bilgi alınız.

Orff Eğitimleri İçin Kampanya

Orf eğtiimi aylık 250 TL değil, 90 TL
30 Kişilik özel kampanyadan yararlanmak için hemen başvurun. Gecikmeden kontenjanda yerinizi alın.
Kontenjan rezervasyonlarınızı her gün, günün her saati, internet sitemizin sağ kolonunda yer alan ön kayıt formundan yapabilirsiniz.

Ders Günü:PAZAR
Ders Saatleri:13:00 - 14:00 Grubu
14:00 - 15:00 Grubu
15:00 - 16:00 Grubu
  • Yukarıda yazılan gün ve saatler dışında orff eğitimi kaydı alınmamaktadır.
  • Kaydolmak istediğiniz gün ve saati ön kayıt formunda belirtiniz.
  • Kaydolmak istediğiniz gün ve saat başvuru sırasına göre başka öğrencilere rezerve edilmiş olabilir. Bu nedenle talep ettiğiniz saate kayıt edilme garantiniz yoktur.
  • Ön kayıt formu bir yükümlülük getirmez, kayıt yaptırmaktan vazgeçebilirsiniz.
  • Grup kontenjanları 10 kişidir.
  • Orf eğitimi için en az 3, en fazla 9 yaş öğrenci kabul edilir.
  • Dersler 28 Kasım 2010 pazar günü başlayacaktır.
  • Ön kayıtlarınızı bayram boyunca yaptırabilir, destek hattına soru sorabilirsiniz. Destek hatto ve e-posta ile sorulan sorular bayram süresi içinde cevaplanacaktır.
  • Kontenjan dolması halinde kayıtlar otomatik olarak kapanacaktır. Kontenjan artırımı gibi bir durum söz konusu değildir.

 
Nedir?
Herşeyden önce belirtmek isteriz ki, orff tekniğini tam olarak bir ders olarak algılamamak gereklidir. Zira bu teknik direk olarak dersten çok, oynayarak öğrenmek temeline dayanır. Ki bu özelliği ile, özellikle okul öncesi çağlardaki çocuklar için çok büyük etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bir yargıdır.
Teknik ismini, "Carmina Buranna" operası ile tanınan Alman besteci, Carl Orff' dan almıştır. İçeriğinde, drama, dans ve müziğin yer aldığı bir teknik olan orff, geneli itibariyle bir ritim çalışmasıdır. Zaten bestecinin diğer çağdaşları ile en iyi ayrıştırıcı özelliği ritim ögelerindeki güçtür.
Orff tekniğinde sistem, orff çalgıları ismi verilen çeşitli perküsyonlar, ve melodik perküsyonlar ile yapılan müziğe danslı eşlik şeklinde şeklindedir. Burada enstrümanlara yüksek hakimiyet beklenmez; amaç, 2 - 6 yaş arasındaki çocukların sanatsal yeteneklerini ayakta tutmak ve/veya ortaya çıkarmak için aktivite halinde kalmalarını sağlamaktır. Elbette orff tekniği ile çalışıldığı esnada bir takım müzikal yetiler de kazanılacaktır, ancak bu yetiler özel olarak enstrüman dersleri ile desteklenmediği sürece gelişemezler. Ancak şu da bir gerçektir ki, örneğin; 2 yaşındaki bir çocuğa müzik öğretmek için kullanılacak metdolar da sınırlıdır. Zira bu yaştaki öğrencinin müzikal ögeleri kavraması direkt olarak enstrüman üzerinden sağlanmaya çalışıldığında hem çocuk hem de eğitici açısından tam bir çıkmaz ile karşı karşıya kalınmakta ve çoğunlukla sonuç hüsran olmaktadır. Bu nedenle erken müzik eğitiminde temel prensip olarak Avrupa' da uzun yıllardır, orff tekniği uygulanır, ki çocuklara öncelikle müziğin en temel unsuru olan ritim, eğlenceli biçimde öğretilsin, enstrümanlar hakkında da fikir geliştirilmesi sağlanmış olsun.
Orff tekniği, müzikal öğreticilik özelliğinin yanında kavramsal yetenekleri de geliştirmektedir. Yine bilimsel bir yargıdır ki, orff tekniği ile çalışma yapmış çocuklar diğerlerinden daha yüksek iq' ya sahiptir. Ayrıca grup çalışması bilinci, yaratıcılık ve özgüven davranışlarının da ayakta tutulması ve/veya geliştirilmesine ciddi katkıda bulunmaktadır.
Nasıl Yapılır?
Sayı sınırı olmayan gruplarda (fiziksel koşulların elverdiği ölçüde), aynı yaş grubundaki çocuklardan, gruplar oluşturulur. Hafta'nın belirli gün ve saatlerinde, uzman pedogog ve perküsyon sanatçısı eşliğinde neredeyse tüm perküsyonlar kullanılarak, şarkılı ve ritimli küçük piyesler oynanır. Bu piyesler metinden işlenebildiği gibi öğrencilerin piyesi yönetmesine de izin verilir. Bu sayede emprovize yeteneğin geliştirilmesi hedeflenir.
Elbette eğitim sadece bundan ibaret değildir. Öğrenci'nin orff çalgılarının tamamı ile çalışması ve bunlara en azından oyunlara eşlik edecek kadar hakim olması sağlanır. Bunun yanında müzik teorisi bilgisi de bu düzeye indirgenerek, akademik olmayan bir dille öğrenciye, gerekli olduğu ölçüde aktarılır. Bu yönüyle değerlendirildiğinde Orff çalışmaları, ritim grubu çalışmalarıdır. Ancak bunu ritim çalışmasından ayıran özellik; dans ve drama'nın işin içine girmesidir. Katılımcıların sadece enstrüman çalması gibi bir durum söz konusu değildir. Öğrencinin mutlaka etkinlikte, aktif rol alması sağlanır. Sonuç olarak her orff öalışmasında miniklerin arasında, minik bir "operetcik" sergilenmiş olunur. Bu sayede; yukarıda değindiğimiz gibi, çocuklarımızın müzikal yetenekleri gelişirken, gelecekte gerek hobi, gerekse sosyal aktivite olarak benimseyecekleri neredeyse her sanat dalına değinilmektedir. Bu da sanat faaliyetlerine başlamak için çok doğru bir adım olacaktır.

Kimler Ders Verir?
Orff eğitimi kurumumuzda sadece 2 - 9 yaş grubuna verilmektedir. Bu nedenle bu derslere girecek eğititmenlerde pedogojik formasyon ön koşulu aramaktayız. Yani örneğin yurtdışından veya yurt içinden özel sertifikalı olasalar dahi, eğitimci olmak üzere yüksek öğrenim görmemiş kişilere orff eğitimi verdirilmez. Zira bu yaş grubunda liderin özellikleri, evrensel eğitimci kriterleri ile birebir örtüşmeldiri.
Bu nedenle kurumumuzda Orff eğitimini, En az 15 yıllık eğitim deneyimi olan ve Eğitim Fakültesi mezunu Öğretmenler vermektedir. Öğretmenlerimize yardımcı olması için derslere zaman zaman perküsyon sanatçıları da katılmaktadır, ancak bu kişiler kesinlikle eğitimin herhangi bir noktasında etkili olmamaktadır.
Metod Nereden Gelir?
Orff tekniği dünyanın heryerinde aynı altyapıya sahip, genel geçer bir metoda sahiptir. Bu nedenle orff tekniğinde önemli olan metodun suunumudur. Orff konusunda yeterli deneyimi olan, küçük yaş gruplarında deneyimli eğitimciler tarafından sunulabilen bir metod dur. Çıkış noktası Avustuya olarak bilinir. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış bir tekniktir.
Ne kadar Sürer?
Esasında Orff tekniği ile çalışmaların, çocukların net bir sanatsal faaliyeti benimsediği noktaya kadar devam etmesi tavsiye edilir. Ancak kurumumuzda orff seçmeli dersler statüsünde verilir ve herhangi bir süre sınırı konulmamaktadır. Dileyen veliler çocuklarını diledikleri süre boyunca bu çalışmalara gönderebilirler.

Özdem Müzik 2011 Açılış Konseri 312ARENA gösteri merkezinde

ÖZDEM MÜZİK 2011 AÇILIŞ KONSERİ 6 ŞUBAT 2011 DE SAAT 11:30 DAN İTİBAREN 312ARENA GÖSTERİ MERKEZİNDE YAPILACAKTIR.
GÖSTERİYE DAVETİYE İLE GİRİLEBİLECEK, DAVETİYELER SADECE ÖZDEM MÜZİK' DEN TEMİN EDİLEBİLECEKTİR. KONTENJAN ARTIRIMI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.
KONSER KONTENJANI
SAHNE ÖNÜ (AYAKTA) 450 KİŞİ:
BALKON AYAKTA 100 KİŞİ:
BALKON KOLTUKLU 250 KİŞİ:
GÖSTERİMİZİ, HABERTÜRK, SKYTURK, NTVMSNBC, STAR, HURRİYET VE BLUE JEAN BASIN YAYIN KURULUŞLARI İZLEYECEKTİR.
GÖSTERİ YAKLAŞIK 6.5 SAAT SÜRECEK TOPLAM 46 ORKESTRA SAHNE ALACAKTIR. AYRICA KLASİK ORKESTRALAR VE SOLO DİNLETİLER SERGİLENECEKTİR.

312 ARENA ANKARA' NIN EN BÜYÜK KAPALI TİP GÖSTERİ MERKEZİDİR. TESİS 2009 YILINDA AÇILMIŞ OLUP O GÜNDEN BU YANA TÜRKİYE VE DÜNYA'DAN 50' YE YAKIN KİŞİ VE GRUBU AĞIRLAMIŞTIR. PROFESYONEL BİR SAHNE OLAN 312 GÖSTERİ MERKEZİ HAYRANLIKLA İZLEYECEĞİMİZ BİR KONSER SERGİLEMEMİZE YARDIMCI OLACAKTIR...

ÖZDEM MÜZİK İLETİŞİM
0312 418 18 99
0312 419 91 36